FANDOM


Şarkıcı Şarkıları
Lady Gaga
Ladygaga.jpg
Profili
İsmi

Lady Gaga

Yaşı

28 Mart 1986 (28 yaşında)

Göz rengi

Ela

Resmi Sitesi

Lady Gaga

Stefani Joanne Angelina Germanotta (İngilizce telaffuz: [ˈstɛfəniː dʒərməˈnɒtə]; d. 28 Mart 1986), bilinen sahne adıyla Lady Gaga, ABD'li şarkıcı, söz yazarı, kayıt prodüktörü, aktivist, moda tasarımcısı ve oyuncu. Hâlen yaşadığı New York'ta doğup büyüdü ve müzik kariyerine odaklanmadan önce Katolik bir kız okulu ile sonrasında New York Üniversitesi'nde öğrenim gördü. Şarkı söylemeye Manhattan'da bir rock müzik sahnesinde başladı. Daha sonraları 2007'de Interscope Records'un bir alt şirketi olan Streamline Records ile anlaştı. Buradaki ilk döneminde diğer sanatçılar için söz yazan Gaga, bir süre sonra Akon'ın ilgisini çekti. Gaga'nın müzikal ve vokal yeteneğini beğenen Akon, onu yeni kurduğu Kon Live Distribution adlı müzik şirketinin kadrosuna kattı.

Sanatçının Ağustos 2008'de çıkan ilk stüdyo albümü The Fame eleştirmenlerin beğenisini kazandı, ticari bir başarı yakaladı ve dünya genelindeki listelerde birinci oldu. Albümden çıkan "Just Dance" ve "[Poker Face]]" single'ları uluslararası başarılar elde ederek başta Billboard Hot 100] olmak üzere birçok ülkede bir numaraya yükseldi. The Fame Ball Tour adlı turnesine çıktıktan sonra sanatçı Kasım 2009'da The Fame Monsterı yayımladı ve bu albümden çıkan "Bad Romance", "Telephone" ve "Alejandro" single'ları da dünya çapında hit oldu. Albümün başarısıyla on sekiz ay süren The Monster Ball Tour tüm zamanların en büyük hasılatını yapan turnelerden biri oldu. Mayıs 2011'de yayımlanan ikinci stüdyo albümü Born This Way büyük müzik marketlerin çoğunun listesinde bir numara olurken albümden çıkan "Born This Way", "Judas" ve "The Edge of Glory" single'ları da önemli başarılar elde etti. Kalçasından geçirdiği bir rahatsızlıktan dolayı The Born This Way Ball'un kalan konserlerini iptal edip kısa bir süre kariyerine ara verdikten sonra Gaga, üçüncü stüdyo albümü ARTPOPu Kasım 2013'te yayımladı ve albüm sanatçının ABD'deki ikinci bir numaralı albümü oldu. Bu albümün ilk single'ı "Applause" Ağustos 2013, ikinci single'ı "Do What U Want" ise Ekim 2013'te yayımlandı.

David Bowie, Michael Jackson, Madonna, Cher ve Freddie Mercury'den etkilenen Lady Gaga, giyimi, gösterileri ve video klipleriyle müzik endüstrisine yaptığı gösterişli, farklı ve sıra dışı katkılarla tanınmaktadır. Kasım 2013 itibarıyla dünya genelinde 24 milyon albüm ve 125 milyon single satan sanatçının single'ları, tüm dünyada en çok satan single'lar arasındadır. Ödülleri arasında beş Grammy Ödülü ve on üç MTV Video Müzik Ödülü bulunmaktadır. Lady Gaga 2010'dan beri Billboard tarafından Yılın Sanatçısı seçilmektedir, VH1'ın Müzikteki 100 Büyük Kadın listesinde dördüncü sırada yer almaktadır, RIAA'e göre ABD'de en çok dijital single satan dördüncü sanatçıdır, aralarında 2010 ile 2013 yıllarındaki Dünyanın En Güçlü 100 Kadını Listesi olmak üzere Forbes tarafından hazırlanan listelerde düzenli olarak bulunmaktadır ve Time tarafından dünyadaki en etkili kişilerden biri olarak gösterilmektedir. Müzikal kariyerinin yanında yardım kuruluşlarında görev almakta ve LGBT aktivistliği yapmaktadır.

Stefani Joanne Angelina Germanotta, 28 Mart 1986'da New York'ta Cynthia Bissett ve Joseph Anthony "Joe" Germanotta, Jr.'ın kızı olarak dünyaya geldi. İtalyan kökenli olan Germanotta'nın uzaktan Fransız kökleri de vardır. 1992 yılında doğan ve moda öğrencisi olan Natali adlı bir kız kardeşi vardır. Manhattan'ın Upper West Side bölgesinde yetişen Germanotta, annesinin iletişim sektöründe sabah sekizden akşam sekize kadar çalıştığını, babasının da işte çok vakit harcadığını ifade etmektedir. Ailesi ve kendisi Roma Katoliği olan Germanotta, on bir yaşından itibaren Manhattan'ın Upper East Side bölgesindeki özel bir Roma Katoliği kız okuluna gitti. Lisedeki öğrenim yıllarını "çok çalışkan, çok disiplinli" ama "biraz da güvensiz" olarak tanımlayan Germanotta, bu dönemi hakkında daha sonraları "Ya çok kışkırtıcı ya da çok tuhaf olduğum için alay konusu olurdum, ben de daha az göze batmaya çalıştım. Uyum sağlayamadım ve kendimi ucube gibi hissettim." ifadelerini kullandı. Piyano çalmaya dört yaşında başlayan Germanotta, ilk piyano baladını on üç yaşında yazdı ve on dört yaşında açık mikrofon akşamlarında piyano performansı sergilemeye başladı. Aralarında Gönül Yolundaki (Guys and Dolls) Adelaide ve Aptallar Şehrindeki (A Funny Thing Happened on the Way to the Forum) Philia olmak üzere lisedeki müzikallerin baş rollerinde oynadı. Ayrıca The Sopranos dizisinin 2001 yılındaki "The Telltale Moozadell" adlı bölümünde küçük bir rol olan afacan öğrenci rolünü üstlendi ve New York'taki gösterilerin seçmelerine katılıp başarısız oldu.

Liseyi bitirdikten sonra New York Üniversitesi'nin müzikal tiyatro konservatuvarına başvurdu. On yedi yaşında, erken kabul edilen yirmi öğrenciden biri olarak üniversitenin yurdunda kalmaya başladı. Şarkı sözü yazma yeteneğini geliştirmeye ek olarak sanat, din, sosyal sorunlar ve politika konularında kompozisyonlar ve pop sanatçıları Spencer Tunick ve Damien Hirst üzerine bir tez yazdı. Germanotta ayrıca pek çok rol için seçmelere katıldı ve 2005 yılında MTV'nin Boiling Points adlı reality şovunda yer aldı.

Germanotta, on dokuz yaşında müzik kariyerine odaklanmaya karar verdi ve öğreniminin ikinci yılının ikinci döneminde New York Üniversitesi konservatuvarından ayrıldı. Babası, eğer başarısız olursa okula geri dönmesi şartıyla Germanotta'nın bir yıllık kirasını ödemeyi kabul etti. Sanatçı, o günlerde maddi yönden sıkıntı çektiğini belirtmektedir. 2005 yazına doğru Rivington Street'te bir daireye yerleşen Germanotta, hip-hop şarkıcısı Grandmaster Melle Mel ile Cricket Casey tarafından yazılan bir çocuk kitabı olan The Portal in the Parkın sesli kitabı için birkaç şarkı kaydetti. Aynı yılın Eylül ayında New York Üniversitesi'nden arkadaşlarıyla Stefani Germanotta Band (SGBand) adında bir grup kurdu. Grup, Led Zeppelin'in "D'yer Mak'er"ı gibi klasik rock şarkılarının yanı sıra kendi şarkılarını da çalmaktaydı. Greenwich Village'daki The Bitter End ve Lower East Side'daki Mercury Lounge gibi barlarda çalan grup, bir hayran kitlesi de edindi ve yapımcı Joe Vulpis'in dikkatini çekti. Vulpis'in stüdyosundaki görüşmeyi takip eden aylarda, SGBand 2005 yılında çıkan EP'leri Words ve Red and Blueyu New York'taki çeşitli mekânlarda çalarken, Lower East Side'nın merkezindeki kulüplerin demirbaşı olmaya başladı. SGBand kariyerinin zirvesine Haziran ayında, The Cutting Room'da müzisyen Wendy Starland'in yapımcı Rob Fusari adına yetenek avcılığı yaptığı 2006 Songwriters Hall of Fame New Songwriters Showcase'te ulaştı. Starland, yeni bir grubun solisti olması için bir kadın şarkıcı arayan Fusari'yi Germanotta'nın yetenekleri konusunda bilgilendirdi ve Germanotta'yla sözleşme imzaladı. SGBand dağıldıktan sonra, Germanotta her gün New Jersey'ye gidip yazdığı şarkıların üzerinde çalıştı ve yapımcısıyla yeni şarkılar hazırladı.

Fusari, "Lady Gaga" lakabını Queen şarkısı "Radio Ga Ga"dan esinlenerek bulduğunu söylemektedir. Germanotta, Fusari'den "Lady Gaga" yazan bir mesaj aldığında kendisine bir sahne adı bulmaya çalışıyordu. Fusari ve Gaga bir süre sonra Team Lovechild adlı bir şirket kurdular ve kaydettikleri elektropop şarkılarını müzik endüstrisi patronlarına yolladılar. Def Jam Recordings'in A&R bölümünün başı Joshua Sarubin, olumlu görüş bildirdi ve Gaga'ya bir şans verilmesini sağladı. Patronu Antonio "L.A." Reid ile anlaştıktan sonra Gaga, Eylül 2006'da dokuz ay içinde albümünü tamamlama amacıyla Def Jam ile sözleşme imzaladı. Fakat üç ay sonra şirketten çıkarıldı; hayatının bu dönemi daha sonra 2011 yılında çıkaracağı "Marry the Night" single'ının klibinin tretmanına esin kaynağı olacaktı. Noel için ailesinin yanına ve Lower East Side'ın gece hayatına dönen Gaga; yeni burlesk gösterileri sergilemek, barlarda üzerinde bikiniyle go-go dansı yapmak gibi işlerle uğraşıyor ve bu dönemde uyuşturucu maddeler kullanıyordu.

Bu süreçte Gaga, sahnedeki kişiliğine şekil vermesine yardım eden performans sanatçısı Lady Starlight ile karşılaştı. SGBand gibi ikili kısa zamanda aralarında Mercury Lounge, The Bitter End ve Rockwood Music Hall'un da bulunduğu kulüplerde sahneye çıkmaya başladı. 1970'lerin müziğini gerçeğe en yakın haliyle sunan "Lady Gaga and the Starlight Revue" adlı canlı performansları "The Ultimate Pop Burlesque Rockshow" (Türkçe: Mükemmel Burlesk Rock Gösterisi) olarak lanse edildi. Kısa süre sonra ikili, Ağustos ayındaki 2007 Lollapalooza müzik festivaline davet edildi. Gösteri eleştirmenlerce beğenildi ve olumlu tepkiler aldı. Başlangıçta avangart elektronik dans müziğine odaklanan Gaga, müzikal nişini pop melodileri ile David Bowie ile Queen'in glam rockını kendi müziğine kattığında buldu. Gaga ve Starlight şarkı söylemekle meşgulken yapımcı Rob Fusari, Gaga ile birlikte yaptıkları şarkıların üzerinde çalışmaya devam eti. Fusari bu şarkıları, arkadaşı da olan yapımcı Vincent Herbert'a gönderdi. Herbert, şarkıcıyı hemen Interscope Records'ın bir markası olan ve 2007'de kurulan kendi şirketi Streamline Records'un kadrosuna kattı. İlerleyen yıllarda Gaga, Herbert'tan kendisini keşfeden kişi olarak bahsedecek ve "Sanırım pop tarihini yazdık ve yazmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullanacaktı.[37] Sony/ATV Music Publishing tarafından satın alınmadan önce Famous Music Publishing'de acemi şarkı sözü yazarı olarak staj yaptıktan sonra Gaga, Sony/ATV ile sözleşme imzaladı. Bunun sonucunda Britney Spears, New Kids on the Block, Fergie ve Pussycat Dolls için şarkı yazması için işe alındı. Interscope'ta şarkıcı-söz yazarı Akon, Gaga'nın ses yeteneğini stüdyoda kendi şarkılarından biri için kayıt yaparken fark etti. Akon daha sonra Interscope Geffen A&M Başkanı ve CEO'su Jimmy Iovine'i, Gaga'yla aynı anda kendi şirketi Kon Live'da kalması şartıyla ortak sözleşme imzalaması için ikna etti.

2007'nin sonuna doğru Gaga'nın eski yönetim şirketi, şarkıcıyı aynı şirketin bir parçası olan söz yazarı ve yapımcı RedOne ile tanıştırdı. RedOne ile yaptığı ilk şarkı, Mötley Crüe'nun "Girls, Girls, Girls" ve AC/DC'nin "T.N.T." şarkılarından esinlenen "Boys Boys Boys" idi. Gaga, RedOne ile olan iş birliğine ilk albümü için bir hafta stüdyoda kayıt yaparak devam etti. Diğer taraftan Interscope'un bir markası olan, yapımcı ve söz yazarı Martin Kierszenbaum tarafından kurulan Cherrytree Records'a Kierszenbaum ile aralarında "Christmas Tree" ve "Eh, Eh (Nothing Else I Can Say)" single'larının da bulunduğu dört şarkıyı ortak yazdıktan sonra katıldı.

2008 yılında Gaga, ilk stüdyo albümü üzerinde çalışmak için Los Angeles'a taşındı ve Andy Warhol'un Factory'sine benzeyen Haus of Gaga adlı kendi yaratıcı ekibini kurdu. Gaga'nın ilk stüdyo albümü The Fame, ilk olarak 19 Ağustos 2008'de yayımlandı. Gaga, Avrupa ve ABD'deki bazı gey kulüplerde şarkı söyleyerek ve New Kids on the Block'un birleşme turnesinin Kuzey Amerika ayağında açılış şarkıcısı sıfatıyla performans sergileyerek albümü tanıttı. İlk single "Just Dance", albümün yayımından dört ay önce satışa sunulsa da, uluslararası listelerin zirvesine çıkması Ocak 2009'da gerçekleşti. Bu çıkışla birlikte albümün satışları da bir anda arttı ve sanatçıya, kendisinin ilk Grammy Ödülü (En İyi Dans Kaydı dalında) adaylığını kazandırdı. Single ise dünya çapında en çok satan single'lardan biri oldu. Gaga, daha büyük bir başarıyı "Poker Face"in 2009'un başında dünya genelindeki büyük müzik marketlerin çoğunda bir numara olduğu ve 9,8 milyon kopya sattığı zaman yakaladı.[48][49] "Poker Face", 52. Grammy Ödülleri'nde Yılın Şarkısı ve Yılın Kaydı dallarında aday gösterilirken, En İyi Dans Kaydı dalında ödül aldı. The Fame ise Yılın Albümü dalında aday gösterilirken, aynı törende En İyi Dans/Elektronika Albümü ödülünü kazandı. Eleştirmenler, albümde Gaga'nın üne olan takıntısı ile zengin ve ünlü yaşam tarzının inceliklerini keşfettiğini, albümün Def Leppard baterileri ve alkışları ile urban müziğin metal baterilerinin, 1980'lerin elektropopunun ve dans müziği ile belirgin hookların birleşmesinden oluştuğunu belirttiler. Albüm; Almanya, Avusturya, Birleşik Krallık, İrlanda, İsviçre ve Kanada listelerinde bir numara olurken ABD, Avustralya ve on beş ülkenin listesinde ilk beşe girdi. Albüm ayrıca ardışık olmayan 106 hafta boyunca Dance/Electronic Albums listesinin zirvesinde kaldı ve yayımından beri dünya genelinde 12 milyon kopya sattı. Albümün başarısı, 2009 yılında aralarında Billboard dergisinin Yükselen Yıldız ödülü, MTV Video Müzik Ödülleri'nde 9 adaylıktan En İyi Yeni Sanatçı, "Paparazzi" single'ı ile En İyi Sanat Yönetmenliği ve En İyi Özel Efektler dalında toplam 3 ödül olmak üzere pek çok başarı getirdi.

Gaga, 2009'un ilk yarısında Avrupa ve Okyanusya'da The Pussycat Dolls'un Doll Domination Tour adlı turnesinin açılış sanatçısı olduktan sonra 2009'un Mart ve Eylül aylarında gerçekleşen ve eleştirmenler tarafından beğenilen altı aylık ilk dünya turnesi The Fame Ball Tour'u başlattı. Dünyayı dolaşırken, Kasım 2009'da yayımlanan sekiz şarkılık bir EP olan The Fame Monster'ı yazdı. Albümün çıkış single'ı "Bad Romance" on sekiz ülkede listelerin zirvesine çıkarken; ABD, Avustralya ve Yeni Zelanda'da ilk ikiye girdi ve En İyi Kadın Pop Vokal Performansı ile En İyi Video Klip kategorilerinde ödül kazandırdı. Gaga, dijital müzik tarihinde dört milyon satış rakamını geçen üç single'ı ("Just Dance" ve "Poker Face" ile birlikte) olan ilk şarkıcı oldu. Beyoncé ile düet yaptığı albümün ikinci single'ı "Telephone", En İyi Pop Vokal İş Birliği Grammy Ödülü'ne aday gösterildi ve Gaga'nın Birleşik Krallık'taki dördüncü bir numaralı single'ı oldu; şarkıya çekilen klip tartışmalı olsa da "müzikalitesi, Michael Jackson'ın şovmenliği ve Madonna'nın güçlü cinselliği ve kışkırtıcılığı" nedeniyle eleştirmenlerden olumlu geri dönüşler aldı. Bir sonraki single'ı "Alejandro"da Gaga ve moda fotoğrafçısı Steven Klein klip için iş birliğine gitti. Video klipleri etrafında dönen tartışmalara rağmen Gaga, video paylaşım sitesi YouTube'da videoları toplamda bir milyar izlenen ilk sanatçı oldu. 2010 MTV Video Müzik Ödülleri'nde aday gösterildiği 13 kategoriden 8'ini kazandı. "Bad Romance" ile ödül aldığı Yılın Video Klibi kategorisinde "Telephone" da aday gösterildiğinden, bu ödül için aynı anda iki kez aday gösterilen ilk kadın sanatçı oldu. The Fame Monster, 53. Grammy Ödülleri'nde altı adaylık elde ederken -ilk albümünün elde ettiği ile aynı sayıda- En İyi Pop Vokal Albüm dalında ödül aldı ve Gaga'nın art arda ikinci kez Yılın Albümü'ne aday gösterilmesini sağladı. The Fame Monster ve 2010 derlemesi The Remix, Gaga'nın Cherrytree Records ile çıkarttığı son albümler oldu. Şirketten ayrılışının nedenleri bilinmezken, menajeri Troy Carter 2011'de şirketin başı Martin Kierszenbaum ile Gaga'nın sanatçıyı yurt dışında tanıtma taktikleri üzerinde çalıştıklarını belirtti.

The Fame Monster'ın başarısı Gaga'nın albümün çıkışından birkaç hafta ve The Fame Ball Tour'un bitiminden birkaç ay sonra ikinci dünya turnesi The Monster Ball Tour'u başlatmasına neden oldu. Mayıs 2011'de sona eren, eleştirmenlerin beğendiği ve ticari olarak başarılı olan turne bir buçuk yıldan fazla sürerken $227,4 milyon hasılatla tüm zamanların en çok hasılat yapan turnelerinden biri oldu. New York'ta Madison Square Garden'daki konserler HBO'da Lady Gaga Presents the Monster Ball Tour: At Madison Square Garden adlı programda gösterildi. DVD ve Blu-ray olarak yayımlanan program, aday gösterildiği beş Emmy Ödülü'nden birini kazandı. Gaga ayrıca albümden şarkıları, aralarında Birleşik Krallık Kraliçesi II. Elizabeth'in de katıldığı 2009 Royal Variety Performance, Elton John ile piyano düeti yaptığı 52. Grammy Ödülleri ve Gaga'nın üç ödülle ayrıldığı 2010 BRIT Ödülleri'nin bulunduğu uluslararası etkinliklerde seslendirdi. Ayrıca Michael Jackson'ın Londra'da The O2 Arena'daki This Is It konserlerinde açılış sanatçısı olsa da, Jackson'ın hayatını kaybetmesi üzerine etkinlikler iptal edildi.

2009 yılında Gaga, Monster Cable Products firmasıyla Heartbeats adında, üstü mücevherlerle kaplı bir kulaklık yapmak için çalışmalara başladı. Ocak 2010'da Polaroid adlı şirketin yaratıcı yönetmeni olan Gaga, ilk üçlü yeni ürün olan Grey Label'ı 2011 Consumer Electronics Show adlı elektronik fuarında tanıttı. Eski yapımcısı Rob Fusari, Gaga ile olan iş birliği nedeniyle sanatçının yapım şirketinin gelirlerinden %20 pay iddia etti ve Mermaid Music LLC aleyhine dava açtı. Gaga'nın avukatı Charles Ortner, Fusari ile olan anlaşmayı "hukuksuz" olarak niteledi ve yorum yapmaktan kaçındı fakat beş ay sonra New York Yüksek Mahkemesi davayı ve Gaga'nın açtığı karşı davayı reddetti. Bu çekişmeye ek olarak Gaga'ya sistemik lupus eritematozus teşhisi kondu ama semptomlardan etkilenmediği iddia edildi. Larry King ile yaptığı bir röportajda Gaga, semptomlardan kaçınmayı ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemeyi umduğunu belirtti.

Gaga, ikinci stüdyo albümü Born This Wayi 23 Mayıs 2011'de yayımladı. Albüm Gaga tarafından "bir peruktan veya rujdan veya kahrolası bir et elbiseden çok daha derin bir şey" olarak nitelendirildi. Albüm piyasaya çıktıktan sonra müzikal tarzı ve Gaga'nın vokal performansıyla müzik eleştirmenlerinden genelde olumlu tepkiler aldı. Born This Way ABD'de ilk haftasında 1.108 milyon kopya satarak Billboard 200 listesine bir numaradan giriş yaptı ve yirmiden fazla ülkede liste başı oldu. Dünya genelinde 6 milyondan fazla satışa ek olarak Born This Way, Gaga'nın üçüncü kez art arda aday gösterildiği Yılın Albümü dahil üç Grammy Ödülü'ne aday gösterildi. Mart 2012'de Gaga, Born This Way satışları ve The Monster Ball Tour geliri dahil $25.353.039 kazançla Billboardun en çok kazananlar listesinde dördüncü sırada yer aldı.

Albüm çıkmadan birkaç ay önce Gaga, "Born This Way", "Judas" ve "The Edge of Glory" single'ları ile tanıtım single'ı "Hair"'ı yayımlamıştı. Albümle aynı adı taşıyan çıkış single'ı ilk kez Gaga'nın yumurta şeklinde bir araçtan çıkarak ırkı ve cinsel yönelimi ne olursa olsun herkesin kabul edilmesi gerektiğini vurguladığı bir performans ile 53. Grammy Ödülleri'nde söylendi. Single Billboard Hot 100 listesine bir numaradan giriş yaparken; liste tarihinde bir numaradan giriş yapan on dokuzuncu single, toplamda ise bininci bir numaralı single'ı oldu. Diğer taraftan ABD'de Ağustos 2013 itibarıyla 3.918.000 dijital satış rakamına ulaşıp, Gaga'nın art arda iki milyon satış rakamını aşan sekizinci single'ı olurken, Kasım 2011 itibarıyla dünya genelinde 8,2 milyon kopya satışla Gaga'nın en çok satan beş single'ından biri oldu. Eleştirmenler şarkıdaki sanatsal ve kültürel referanslara dikkat çektiler ve Gaga'nın gerçeküstü görüntüler arasında yeni bir ırk doğurduğu klibin konseptini övdüler.[90][91] Klibinde Gaga'nın Mecdelli Meryem'i canlandırdığı ve İncil'den İsa ve Yehuda gibi kişilerin de yer aldığı "Judas"' içerdiği dinî referanslardan dolayı eleştirilirken, klipte rahatsız edici bir şeyin olmadığını düşünenler tarafından beğenildi. "Judas" da önemli müzik marketlerin çoğunda ilk on sırada yer aldı. "The Edge of Glory" ilk olarak dijital ortamda büyük başarı yakaladı, daha sonra single olarak yayımlandı ve Gaga'nın "abartılı" çabalarından arınmış bir klip şarkıya eşlik etti. "Yoü and I" ve "Marry the Night" albümün diğer single'ları olarak yayımlandı. İkisinin de "çılgın ve hırslı" klipleri cüretlerinden dolayı övgü topladı; fakat önceki iki single kadar başarılı olamadılar. Gaga daha sonra PPL tarafından Birleşik Krallık'ta 2011 yılının en çok çalınan ikinci sanatçısı olarak açıklandı.

Gaga müzikal çalışmalarına Tony Bennett ile "The Lady Is a Tramp" şarkısında düet yaparak devam etti. Ayrıca uzun zaman önce yazdığını ve nedense bir türlü albümlerine koymadığını belirttiği "The Greatest Thing" adlı şarkıda Cher ile düet yaptı. Gaga animasyon filmi Gnomeo & Juliet için de Elton John ile düet yaptı. "Hello, Hello" şarkısı Gaga'nın vokali olmadan yayımlandı; ancak filmde düet versiyonu kullanıldı. 2011 yılında canlı performanslarına devam eden Gaga, 13 Temmuz'da Sydney Town Hall'da tek sefere mahsus Born This Wayi tanıtmak için ve eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın 65. doğum günü kutlamaları dolayısıyla sahne aldı. Gecede Gaga Marilyn Monroe'nun John F. Kennedy'ye yaptığı performansa atıfta bulunarak sarı peruk taktı ve "Yoü and I"ın sözlerini değiştirdi.[101] Şükran Günü'nde Gaga'nın A Very Gaga Thanksgiving adlı programı ekrana geldi. Eleştirmenlerin övgüsünü alan ve 5.749 milyon Amerikalı izleyiciye ulaşan programı Gaga'nın dördüncü EP'si A Very Gaga Holiday takip etti. Saturday Night Livedaki ikinci performansında albümden şarkılar söyleyip Justin Timberlake ve Andy Samberg ile skeçlerde yer aldı. ABC'nin Dick Clark's New Year's Rockin' Eve adlı etkinliğinin 40. yıl dönümü nedeniyle Times Meydanı'nda Born This Wayden şarkılar söyleyen sanatçı, gece yarısı New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg ile Times Square Ball'u düşürerek 2012'yi karşıladı. 20 Mayıs 2012'de, Simpsonların 23. sezonunun final bölümü "Lisa Goes Gaga"da konuk oyuncu olarak rol aldı. Haziran 2012'de Gaga, Coty, Inc. ile birlikte hazırladığı ve Eylül 2012'de dünya genelinde satışa sunulan ilk parfümü Lady Gaga Fame'in duyurusunu yaptı. Aralık 2012'de, The Rolling Stones'un 50. yıl konser serisinin final gösterisinde Bruce Springsteen ve The Black Keys ile "Gimme Shelter"ı seslendirdi.

Born This Way albümüne destek niteliği taşıyan The Born This Way Ball adlı turne, 27 Nisan 2012'de Güney Kore'nin başkenti Seul'da başladı. Dünya genelinde 110 gösteriden oluşması planlanan turne, birçok muhafazakâr yorumcu tarafından tanıtımı yapıldıktan kısa süre sonra kınansa da iyi eleştiriler aldı ve ekonomik bir başarı yakaladı. Bu erken tartışma, özellikle turnenin Asya ayağındaki çeşitli noktalarda belirginleşti, birçok dinî grup tarafından şeytani ve dinî değerlere karşı olduğu gerekçesiyle protesto edildi ve sonuç olarak Endonezya'nın başkenti Cakarta'daki konser, izin verilmediği için iptal edildi. Şarkıcı ve organizatörler başlangıçta konserin yapılacağı konusunda iyimser olmalarına rağmen kökten dinci Müslümanların şiddet tehditlerinden dolayı birkaç gün içinde tükenen 52.000 bilete rağmen Gaga konseri iptal etmeye karar verdi. Sağ kalçasındaki yırtıktan dolayı Gaga, 12 Şubat 2013'te Born This Way Ball turnesinin kalan gösterilerinin iptal edildiğini duyurdu. 20 Şubat 2013'te blogunda kalça ameliyatı olduğunu ve iyileşmekte olduğunu belirtti.

2012'nin başında Gaga, yapımcı Fernando Garibay ile çalışırken üçüncü stüdyo albümü ARTPOPta yer alacak şarkıların gelişmeye başladığını duyurdu. Gaga'nın menejeri Vincent Herbert, sanatçının The Born This Way Ball turnesi sırasında ARTPOP için "çılgın ve harika şarkılar" üzerinde çalışmaya başladığını açıkladı. Niyetinin dinleyicilerine "gerçekten iyi zaman geçirtmek" olduğunu belirten Gaga, "Albümü kulüpte geçirilen bir gece gibi baştan sona eğlenceli olması için tasarladım. Dinlediğinizde hoş bir şekilde aktığını göreceksiniz. Arkadaşlarınızla dinlemek çok eğlenceli. Baştan sona coşalım diye bunu kendim ve arkadaşlarım için yazdım." dedi. Aralık 2012'de Gaga, kendi hayatı, Haus of Gaga ve "ARTPOPun evrimi" ile ilgili bir belgesel için Terry Richardson'la iş birliğine gitti. Kasım 2013'te yayımlanan ARTPOP, müzik marketlerde satışa çıktığı gibi Haus of Gaga tarafından geliştirilen bir uygulama ile de sunuldu. İlk haftasında 258.000 kopya satarak sanatçının ABD'deki ikinci bir numaralı albümü oldu. Müzik eleştirmenleri ARTPOP hakkındaki değerlendirmelerinde fikir ayrılığına düştüler.[118] Albümden yayımlanan "Applause" ve R&B şarkıcısı R. Kelly ile düet yapılan "Do What U Want" single'ları ticari başarılar yakaladı. Sanatçının uzun zaman menejerliğini yapan Troy Carter, "yaratıcılık farklılıkları" nedeniyle görevinden ayrıldı.

Gaga, ilk sinema oyunculuğunu Robert Rodriguez'in yönettiği Ustura Dönüyor filmi ile yaptı. 11 Ekim 2013'te vizyona giren filmde La Chameleón karakterini canlandırdı. Film eleştirel ve ticari açıdan başarısız oldu. Filmdeki performansından ötürü Gaga, En Kötü Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Altın Ahududu Ödülü'ne aday gösterildi. Ayrıca Saturday Night Liveın 16 Kasım'daki bölümünün sunucusu olan sanatçı, programın sonunda R. Kelly ile birlikte "Do What U Want"ı seslendirdi. 28 Kasım'da Gaga, ABC'de Lady Gaga and the Muppets' Holiday Spectacular adlı kendisinin ikinci Şükran Günü özel televizyon yayınını yaptı ve programda The Muppets, Elton John, Joseph Gordon-Levitt ve RuPaul ile şarkılar söyledi. Gaga yine bir Robert Rodriguez filmi olan Sin City: A Dame to Kill Forda Joseph Gordon-Levitt, Josh Brolin, Eva Green, Mickey Rourke, Jessica Alba ve Bruce Willis ile birlikte rol alacak. Film 22 Ağustos 2014'te vizyona girecek.

Sinema çalışmalarının yanında Gaga, müzik alanındaki girişimlerde yer almaya devam etmektedir. Şarkıcı 1 Ocak 2014'te daha önce çalıştığı Tony Bennett ile Cheek to Cheek adlı ortak bir caz albümü yayımlayacaktı; ancak albümün yayım tarihi 2014 sonuna ertelendi. Şarkıcı 2015'in ilk aylarında üç günlük bir müzik festivali olan Zero G Colony'nin bir parçası olarak uzaydaki ilk konseri gerçekleştirecek. New Mexico'da bulunan ve dünyanın ilk ticari uzay limanı olan Spaceport America ile sehayat edecek ve etkinlikte eğlence ve ileri teknolojinin birleşimine yer verilecek. Gaga gösterinin sonunda şarkı söyleyecek.

Gaga'nın müzikal ve performans tarzı, eleştirmenlerin çözümleme ve incelemelerinin çoğuna konu olmaktadır. Gaga, sesini ve imajını sürekli yenileyerek kendisini "özgürleştirdiğini" belirtir ve bunun çocukluğundan geldiğini söyler. Vokal olarak Gaga kontralto bir sese sahiptir ve 2,7 oktava kadar çıkabilmektedir. Playback yapmayı reddeden Gaga -ses aralığı sık sık Madonna ve Gwen Stefani'ninkilerle karşılaştırılıyor- kariyeri boyunca vokal tarzını değiştirse de 2011'de çıkan albümü Born This Way için "Vokal olarak kapasiteme çok daha yakın bir seviyede." yorumunu yaptı. Entertainment Weekly, "Sesini kullanışının ardında muazzam duygusal bir zekâ var. Sanatçılığın ciğer gücünün aksine nüansta bulunduğunu bildiği için ses yeteneğiyle neredeyse hiçbir şarkıyı ezmiyor." diye yazdı.

İlk şarkılarının sözleri entelektüel dürtülerden yoksun olduğu için eleştirilse de "[Gaga] neredeyse hiç çabalamadan hareket etmenizi ve zevk almanızı sağlıyor." Gaga "tüm iyi müziklerin piyano başında söylenebileceğine ve yine de birer hit olabileceğine" inanıyor. Şarkılarında çok çeşitli konular işledi: The Fame (2008) yıldız olma arzusuna odaklanırken The Fame Monster (2009) ünün karanlık yanını canavar metaforlarıyla ifade ediyor. Born This Way (2011) İngilizce, Fransızca, Almanca ve İspanyolca söylenirken aşk, seks, din, para, uyuşturucu, kimlik, kurtuluş, cinsellik, özgürlük ve bireysellik gibi Gaga'nın tartışmalı şarkı yazımı temalarını içeriyor.

Müziğinin yapısı 1980'lerin klasik popunu ve 1990'ların europopunu yansıtmaktadır. İlk stüdyo albümü The Fame, The Sunday Timesın "Müzik, moda, sanat ve teknolojiyi birleştiren Gaga, Madonna, 'Hollaback Girldeki Gwen Stefani, 2001'deki Kylie Minogue veya şimdiki Grace Jones'u anımsatıyor." diye yazmasına ve The Boston Globeun "Kızımsı ama güçlü sesi ve neşeli ritimleriyle... Madonna'dan Gwen Stefani'ye kadar belirgin etkilenmeler taşıyor" yorumunu yapmasına neden oldu.[144][145] Müzik eleştirmeni Simon Reynolds, "Gaga ile ilgili her şey electroclashten, özellikle 1980'ler olmayan müzik hariç, Auto-Tune ile parlatılmış acımasızca akılda kalıcı edepsiz poptan ve alttan desteklenen R&B benzeri ritimlerden geliyor." dedi. "Yetmişlerin glam rock tarzına, ABBA'nın diskosuna ve Stacey Q'nun gerilemelerine" yer veren sonraki kayıt The Fame Monster, Gaga'nın taklit zevkine tanık olurken Born This Way ayrıca çocukluğundan kayıtları kullandı ve hâlâ öncülleri gibi "elektro ritimler ve eurodisco nakaratlara" sahip ama opera, heavy metal, disko ve rock and roll gibi çeşitli tarzlar barındırmaktadır. "Albümde hoş bir an yok, fakat en deli halinde bile müzik duygusal detaylarla dolu." diye yazan Rolling Stone, yazısını şöyle sonlandırdı: "Gaga ne kadar aşırılaşırsa o kadar dürüst oluyor."

Etkilendikleri

The Beatles, Stevie Wonder, Queen, Bruce Springsteen, Pink Floyd, Grateful Dead, Led Zeppelin, Whitney Houston ve Elton John gibi sanatçıları dinleyerek büyüyen Gaga, tüm bu sanatçılardan etkilendi. Ayrıca Iron Maiden ve Black Sabbath gibi heavy metal gruplarının en sevdiği müzisyenler olduğunu belirtti.

Gaga "Ben gerçek bir aile kızıyım. Konu aşk ve bağlılıksa çok eski kafalıyım. Ve böyle tuhaf biri için biraz gerçekçiyim." dedi. "Ailemle ilgili biraz gelenekselim. Hep böyle oldum." Gaga'ya göre 19 yaşında lupustan ölen halası Joanne Germanotta, kendisinin içinde yaşıyor ve tüm müziğine esin kaynağı oluyor. Joanne'ın ölüm tarihi Gaga'nın bedeninde dövme olarak bulunmaktadır; Gaga'nın doğumundan 12 yıl önce ölmesine rağmen Gaga "İki kalbim olduğuna gerçekten inanıyorum. Bedenimde iki ruh taşıdığımı düşünüyorum ve onun hayatıyla iyiliğinin kalanını yaşıyorum -bakire olarak öldü, yaşamlarımızda deneyimleyip sevdiğimiz hiçbir şeyi deneyimleyemeden öldü." dedi.

Gaga'nın üzerindeki diğer bir ruhani etki Hintli fizikçi, konuşmacı ve yazar Deepak Chopra'dır. Chopra'yı "gerçek esin" olarak niteleyen Gaga, "Bana her zaman hayatım boyunca hayranlarım için çalışmamı ve hayalimle kaderimi gerçekleştirmemi hatırlatıyor." dedi. Gaga ayrıca Twitter'da Osho'nun kitabı Creativity'den bir söz paylaştı. Osho ile arasındaki bağlantı sorulan Gaga, onun çalışmalarından etkilendiğini ve kendisi için "isyanın en iyi yolunun yaratıcılık olduğunu" belirtti ve "Eşitlik hayatımdaki en önemli şey." dedi.

Gaga müzikal olarak, dans-pop şarkıcıları Madonna ve Michael Jackson'dan glam rock sanatçıları David Bowie ve Queen'e kadar sayısız müzisyenden esinlenirken performanslarında Andy Warhol'un tiyatral yeteneklerini kullanmaktadır. And Warhol tarafından hazırlanan "The Philosophy of Andy Warhol: From A to B and Back Again", Gaga'nın ünlülere yaklaşımını şekillendirdi. Warhol, ünün temelinin esrarengiz siyahlığın yarattığı cazibe olabileceğini belirtmişti. Bazıları "Gaga" kimliğini saran gizemin bu stratejiye sahip olduğunu düşünmektedir.

Queen şarkısı "Radio Ga Ga" şarkıcının sahne adına esin kaynağı olmuştur: "Freddie Mercury'ye bayılırdım ve Queen'in 'Radio Gaga' adında ünlü bir şarkısı vardı. Bu yüzden bu adı seviyorum [...] Freddie özgündü -pop müziğin en büyük kişiliklerinden biri." dedi. Gaga'da kendi yansımasını gördüğünü belirten Madonna ile Gaga sık sık karşılaştırılmaktadır. Bu karşılaştırmalara yanıt olarak Gaga "Küstah olmak istemem ama pop müzikte devrim yapmayı kendime hedef seçtim. Bir önceki devrim 25 yıl önce Madonna tarafından yapıldı." dedi ve ekledi: "Benden daha çok Madonna'yı seven ve ona bayılan biri yoktur. Kişisel ve profesyonel olarak en büyük hayranıyım."

Gaga kariyeri boyunca müzikal olarak Madonna, Whitney Houston, Grace Jones, Cyndi Lauper, Blondie'nin solisti Debbie Harry, Scissor Sisters, Prince, Marilyn Manson, Yoko Ono, Britney Spears ve Christina Aguilera gibi çeşitli sanatçılardan etkilenmektedir. Gaga, Spears'tan birçok röportajda bahsetti ve "Britney'nin benden alacağı öğüt yok! Britney Spears popun kraliçesi. Ondan öğreniyordum." dedi. Gaga ayrıca 2011 MTV Video Müzik Ödülleri'nde Spears'a Yaşam Boyu Başarı Ödülü'nü verirken "Bize korkusuz olmayı öğretti ve onsuz bu sektör aynı olmazdı." diyerek sanatçıyı övdü.

Gaga modayı kendisi için önemli bir etkilenme alanı olarak tanımlar ve stil açısından İngiliz eksantrikler Leigh Bowery ile Isabella Blow ve Amerikalı şarkıcı Cher ile karşılaştırılır. Gaga çocukken bir şekilde Cher'in tuhaf moda anlayışını özümsediğini ve kendisine uyguladığını belirtti. Donatella Versace'yi müzü ve İngiliz moda tasarımcısı ve yakın arkadaşı Alexander McQueen'i esin kaynağı olarak varsayan Gaga, bazı çalışmalarına McQueen'i yansıttığında "Lee'yi her giyinişimde özlüyorum." dedi. Andy Warhol'un Factory'sinden esinlenen Gaga'nın kişisel olarak ilgilendiği kendi yaratıcı ekibi Haus of Gaga, şarkıcının pek çok kostümünü, sahne donanımını ve saç modelini hazırladı. Modaya olan düşkünlüğü, "her zaman bakımlı ve güzel" olarak nitelediği annesinden gelmektedir.

"Müzik yazarken sahnede giymek istediğim kostümleri düşünüyorum. Bu her şeyin bir arada olmasıyla ilgili -performans sanatı, pop performans sanatı, moda. Benim için bu her şeyin bir araya gelmesi ve süper hayranı geri getirmenin gerçek hikâyesi. Ben bunu geri getirmek istiyorum. Hayranların her bir parçamızı yemeyi, tatmayı ve yalamayı isteyecek kadar gerçek imgeler olsun istiyorum." Gaga podyuma ilk kez Nicola Formichetti'nin kadınlar için yaptığı ilk koleksiyonundan kıyafetlerle Mart 2011'de Thierry Mugler'ın Paris Moda Haftası'ndaki defilesinde çıktı. O günden beri V dergisinde kendi yaratım süreci, pop kültürü dünyası üzerine yaptığı çalışmaları ve pop kültürünün evrimleşmesine olan uyumu üzerine yazmakta, moda köşe yazarlığı yapmaktadır.

Global Language Monitor, "Lady Gaga"yı Zirvedeki Moda Terimi ilan etti; şarkıcıyla özdeşleşen "pantolonsuz" modası da üçüncü oldu. Entertainment Weekly şarkıcının kostümlerini on yıllık "en iyiler" listesinin sonuna koydu ve "Muppet'lardan ya da stratejik olarak yerleştirilmiş baloncuklardan yapılmış bir elbise olsun, Gaga'nın sıra dışı giysileri performans sanatını ana akımla buluşturdu." yorumunu yaptı. Time dergisi Gaga'yı Michael Jackson, Madonna, ve The Beatles gibi esinlendiği sanatçılarla birlikte "Tüm Zamanların 100 Moda İkonu Listesi"ne koydu ve "Lady Gaga aşırı tarzıyla olduğu gibi pop hitleriyle de dile düştü. Yine de Stefani Germanotta olarak doğan Gaga, plastik baloncuklardan, Kurbağa Kermit kuklalarından ve çiğ etten elbiseler giydi."

Sürekli değiştirdiği kıyafetleri, arkadaki dansçıları ve provokatif görselleri ile Gaga'nın klipleri genelde kısa film olarak kabul edilmektedir.[174] Gaga "Provokatif olmak sadece insanların dikkatlerini çekmek için değildir. İnsanları gerçekten, olumlu olarak etkileyen bir şeyi söylemektir." diye belirtti. Yaygın feminist temalarına ek olarak bondage ve sadomazoşizm unsurları da içeren Lady Gaga kliplerine şekil veren üç ana tema "seks, şiddet ve güçtür". Bir eleştirmen "Gaga tecavüz benzeri vodvilyen ve cinsel fantezileri listelerin zirvesine çıkarma ustalığına sahip." diye yazdı. Başka bir eleştirmen ise "Fiziksel şiddet ya da cinsel istismar olsun veya olmasın, bu klipler kadınların bedenleri üzerindeki erkek iktidarının canlı tasvirlerini sunmaktadır." dedi. Kendisini "biraz feminist" olarak tanımlayan ve "cinsellikle kadınları güçlendirdiğini" savunan Gaga, aynı zamanda genç kadınları inandıkları şey uğruna mücadele etmeleri için yüreklendirmektedir. Ayrıca hayranlarını "daha az yalnız" hissetmeleri için özgürleştirmeye çalışmaktadır. Pop eleştirmeni Ann Powers "Gaga sadece tamamen özgün olduğu iddiasını yinelemiyor, ayrıca pop kültüründen kaynaklanan bir kişiliği inşa etmenin bir kişinin doğrularının ifadesi olabileceği hakkında felsefik bir duruşun ve biraz da feminizmin inceliklerini işliyor." dedi. Sanatçının kliplerinin özetinde ise Rolling Stone "Lady Gaga kliplerine kısıtlama için bakan var mı?" retoriğini kullandı.

Performansları "oldukça eğlenceli ve yenilikçi" olarak tanımlanırken 2009 MTV Video Müzik Ödülleri'ndeki kan fışkırtan "Paparazzi" performansı MTV tarafından "şaşırtıcı" olarak nitelendirildi. Gaga, "kana bulanmış" temasına The Monster Ball Tour'da da devam etti; üzerinde dekoltesi olan siyah bir korse varken siyah giymiş bir dansçı tarafından "saldırıya uğradı" ve boynu kemirildi, dolayısıyla boynundan göğsüne doğru "kan" aktı ve yere düştüğü yer kan gölüne döndü. Performansın bu sahnesi yüzünden İngiltere'de, bir taksi sürücüsünün 12 kişiyi öldürdüğü olayın ardından ölenlerin aileleri ve bazı hayranları Gaga'yı protesto etti. Mothers Against Violence adlı kurumun üyesi Lynn Costello "Bradford'da olanlar insanların hafızasında çok taze ve birkaç saat önce Cumbria'da yaşanan şiddeti düşününce bu bir duyarsızlıktı." dedi. Sıra dışılığı 2011 MTV Video Müzik Ödülleri'nde de devam etti: erkek kılığında ikinci kişiliği Jo Calderone olarak şarkı söyledi ve "Yoü and I"ı söylemeden önce sevda ile ilgili bir monolog yaptı. Bazıları Gaga'nın gösterişli ve kışkırtıcı tavrını savundu. Chris Rock yaptığı bir yorumda "Yani o Lady Gaga. O 'Lady Terbiyeni Takın' değil. Adı Gaga olan birinden harika bir tavır sergilemesini mi istiyorsunuz? Beklentiniz bu mu?" dedi. Gaga'nın koreografı ve yaratıcı yönetmeni Laurieann Gibson dört yıl boyunca performansları ve klipleri için şarkıcıya malzeme sağladı. Fakat ikili Kasım 2011'de ayrıldı; Gaga, Gibson'ın yardımcısı Richard Jackson'ı işe aldı. Konu ayrıntılı gösterileri olunca Gaga mükemmeliyetçi olduğunu kabul etti. "Çok otoriterim. Bir ışık bile sönse deli gibi bağırabilirim. Ayrıntılara dikkat ediyorum -gösterinin her dakikası kusursuz olmalı."

İmajı

Rolling Stonedan Chris Molanphy, Gaga'yı 2011'de "Pop'un Kraliçesi" seçmesine karşın Gaga'nın müziği, tarzı ve kişiliği ile ilgili farklı görüşler bulunmaktadır. Rol model olarak bulunduğu konum, hayranlarına yaşattığı özgüven patlaması, öncü ve moda ikonu olarak sektöre nefes aldırması dolayısıyla dikkat çekmektedir. Gaga'nın albümleri genelde olumlu yorumlar aldı ve eleştirmenler sanatçının pop müzikteki özgün yerine, popüler kültürdeki yeni hareket ihtiyacına, Gaga'nın modern sosyal konulara getirdiği ilgiye ve sanatının öznel doğasına dikkat çektiler. Gaga 2010 MTV Video Müzik Ödülleri'nde çiğ etten bir elbise giydi ve yine aynı malzemeden yapılmış çizme, cüzdan ve şapka kullandı. Kısmen bu elbiseden dolayı Vogueun Birleşik Krallık edisyonu internet sitesinde Gaga'yı 2010 yılının En İyi Giyinen İnsanları arasında gösterirken Time elbiseyi 2010'un Moda İfadesi olarak adlandırdı. Ancak farklı görüşler de vardı; dünya genelinde basının ilgisini çeken elbise hayvan hakları kuruluşu PETA'yı öfkelendirdi. Gaga'nın modern kültür üzerindeki etkisi ve küresel üne kavuşması ışığında Güney Karolina Üniversitesi'nden sosyolog Mathieu Deflem 2011'de sanatçının üne kavuşmasının sosyolojik boyurlarını aydınlatmak amacıyla "Lady Gaga ve Ün Sosyolojisi" adlı bir kurs başlattı. ABD başkanı Barack Obama, bir yardım etkinliğinde 16 inç yüksekliğinde topuklu giyen ve dolayısıyla odadaki en uzun kadın olan Gaga ile karşılaştıktan sonra o anı "korkutucu" olarak nitelendirdi.

2008'in sonuna doğru, tarz, şaç ve makyajlarında benzerlikler bulunan Gaga ve Christina Aguilera arasında karşılaştırmalar yapıldı. Aguilera, "Gaga'dan tamamen habersiz olduğunu" ve "erkek mi yoksa kadın mı olduğunu bilmediğini" belirtti. Barbara Walters 2009'da ABC News'teki programı 10 Most Fascinating People için Gaga ile röportaj yaptığında, şarkıcı şehir efsanesi haline gelen interseksüel olduğu iddialarını reddetti. Bu konu hakkında yanıtladığı bir soruda "İlk başta çok ilginçti. Ama bir bakıma kendimi çok hermafrodit gösteriyorum ve hermafroditliği seviyorum." dedi. Aguilera'nın açıklamasına ek olarak karşılaştırmalar, Aguilera "Not Myself Tonight" single'ına klip çekince 2010'da da devam etti. Eleştirmenler şarkı ve klibi ile Gaga'nın "Bad Romance" klibi arasında benzerlikler buldu. Benzer karşılaştırmalar Gaga'nın tarzı ile Missing Persons grubunun solisti ve moda ikonu Dale Bozzio'nun tarzı arasında yapıldı. Bazıları sanatçıların tarzlarının çarpıcı şekilde paralel olduğunu düşünürken Missing Persons hayranları Bozzio'nun otuz yıldan fazla süre önce bu tarza öncülük ettiğini belirttiler.

Sadık hayranları Gaga'yı "Mother Monster" olarak adlandırırken Gaga hayranlarına "Little Monsters" olarak seslenmektedir ve bunu "mikrofon tuttuğu koluna" dövme yaptırmıştır. Bazılarına göre bu ikililik, yabancı kültürü konseptine başkaldırmaktadır. Camille Paglia, 2010 yılında The Sunday Times'ın kapağında çıkan "Lady Gaga and the death of sex" adlı çalışmasında Gaga'nın "erotik tabu yıkıcıdan çok bir kimlik hırsızı olduğunu ve ucubeler, asiler ve yoksunlar için şarkı söylediğini iddia eden ama bunların hiç biri olmayan ana akım üretilen bir ürün olduğunu" ileri sürdü. The Guardian için yazan Kitty Empire, bu ikililiğin "izleyicilerin düşünmeleri gerekmeden 'günahkâr' bir deneyim yaşamalarına izin verdiğini" belirtti ve "Performanslarının özünde Gaga'nın ucubeler ve serserilerle birlikte olduğu fikri var. The Monster Ball özgür olabileceğimiz bir yer. Bu saçmalığın dik alâsı. Gaga'nın ticari kurnazlıkla yaptığı müziğini bir sürü insan alıyor, Gaga'nın ilham aldığı drag queenlerle ve modern gece yaratıklarıyla sınırlı değiller. Ama Gaga içten görünüyor." dedi. Gaga ayrıca Haziran 2012'de hayranlarına adadığı ilk resmî sosyal ağı "littlemonsters.com"u kurdu.

2012'de Lady Gaga, Varşova'daki Ulusal Müze'nin 150. kuruluş yılı için hazırlanan The Elevated. From the Pharaoh to Lady Gaga adlı sergide yer aldı.Gücün tekniklerine ve resmedilmesine adanan sergi, Polonya Kültür Bakanlığı ile ortak finanse edildi. Serginin amacı hiyerarşinin antik çağlardan günümüze her yerde oluşunu göstermekti. Serginin ana konusunu yaşadıkları zamanda toplumda yüksek statüye sahip olan iki kadın oluşturmaktaydı. Bunlardan biri soylu bir aileden gelen, güzelliği ve aklıyla 18. yüzyılın ünlülerinden Dorothea de Biron oldu. Diğeri ise kendi imajını yaratmada usta, medya ile modernliğin simgesi haline gelen ve çiğ etten bir elbise ile sunulan Lady Gaga oldu. Et elbise Washington D.C.'deki National Museum of Women in the Arts'ta sanatçının siyasi mesajının bir açıklamasıyla birlikte sergilendi.

Yeni bir eğrelti cinsi Gaga ile iki yeni tür G. germanotta ve G. monstraparva adlarını sanatçıdan almaktadır. "Türlerden birine verilen "monstraparva" adı Lady Gaga’nın tutkulu ve sadık hayranları "little monsters"ı onurlandırmak için seçilmiştir. Resmî küçük canavar selamı havaya kaldırılmış "canavar pençesi" elidir, bu da bir eğrelti yaprağının açmadan önceki durumuna çok benzemektedir."

Müzik kariyerinin yanında Gaga birçok yardım kuruluşuna katkıda bulunmuştur. Ayrıca doğal afetlerle mücadele için çeşitli kampanyalara yardım etmiştir. 2010 Haiti depremi kurbanlarının yararına yapılan "We Are the World 25" single'ında yer alması için yollanan daveti reddetmesine rağmen 24 Ocak 2010'da New York'ta Radio City Music Hall'da verdiği konserin gelirini ülkenin yeniden inşasında kullanılmak üzere bağışladı. Kendi resmî online mağazasının o günlük kazancı da bağışlandı. Gaga yardım fonu için toplamda $500.000 toplandığını açıkladı. 11 Mart 2011'de Tōhoku depremi ve tsunamisi Japonya'yı vurduktan dakikalar sonra Gaga bir mesaj ve Japan Prayer Bracelets için bir bağlantı tweetledi. Bir şirketle ortak tasarladıkları bilekliklerin tüm geliri yardım kuruluşlarına bağışlandı. 29 Mart 2011 itibarıyla bilekliklerden $1,5 milyon gelir elde edildi. Fakat avukat Alyson Oliver Haziran 2011'de Detroit'te Gaga hakkında bilekliklerin vergilendirildiği ve $3.99 kargo ücreti alındığı iddiasıyla dava açtı. Ayrıca bilekliklerin tüm gelirinin yardım için kullanılmadığına inandığını belirtti ve kampanyanın denetlenip bileklikleri alanlara paralarının geri ödenmesini talep etti. Gaga'nın sözcüsü davayı "değersiz" ve "yanıltıcı" olarak nitelendirdi. 25 Haziran 2011'de Gaga MTV Japonya'nın Makuhari Messe'de Japon Kızılhaçı yararına düzenlediği yardım gecesinde performans sergiledi.

Ekim 2012'de Gaga, Londra'daki Ekvador Büyükelçiliği'nde Wikileaks'in kurucusu Julian Assange ile buluştu. 9 Ekim 2012'de Yoko Ono, Gaga ve dört başka aktiviste Lennon Ono Barış Ödülü'nü İzlanda'nın başkenti Reykjavík'te verdi. 6 Kasım 2012'de Gaga, Sandy Kasırgası'ndan zarar görenlere yardım etmek için Amerikan Kızılhaçı'na $1 milyon bağışladı. Gaga ayrıca gençlerin HIV ve AIDS'in riskleri hakkında eğitilmelerine odaklanarak hastalığa karşı verilen savaşa katkıda bulunmaktadır. Cyndi Lauper ve Gaga MAC Cosmetics'in desteğiyle Viva Glam markası altında ruj satışına başladılar. Bir basın açıklamasında Gaga "Viva Glam'in sadece hayır amaçlı aldığınız bir ruj olmasını istemiyorum. Gece çıkarken rujunuzla birlikte çantanıza bir de prezervatif koymanızı hatırlatmasını istiyorum." dedi. Rujların satışından HIV ve AIDS'e karşı savaşta kullanılmak üzere $202 milyondan fazla gelir elde edildi.

Born This Way Foundation

Ana madde: Born This Way Foundation

2012'de Gaga, gençlerin güçlendirilmesi ve mutluluğu, kişisel güven, iyilik, zorbalıkla mücadele, rehberlik ve kariyer gelişimi gibi konulara odaklanan kendi kâr amacı gütmeyen kuruluşu Born This Way Foundation'ı oluşturdu. Adını 2011 yılında çıkan single ve albümünden alan kuruluş, aralarında John D. and Catherine T. MacArthur Foundation, The California Endowment ve Harvard Üniversitesi'ndeki Berkman Center for Internet & Society'nin de bulunduğu ortaklarla çalışmayı planlamaktadır. Medya patronu Oprah Winfrey, yazar Deepak Chopra ve ABD Sağlık Bakanı Kathleen Sebelius Harvard Üniversitesi'ndeki açılışta konuştular. Kuruluşun başlangıçtaki fonunu Lady Gaga'nın bağışladığı $1,2 milyon, MacArthur Foundation'ın verdiği $500.000 ve Barneys New York'tan alınan $850.000 oluşturmaktaydı. Kuruluş, Harvard Üniversitesi'ndeki Berkman Center for Internet & Society, MacArthur Foundation, California Endowment ve Viacom ile ortaklık kurmuştur. Temmuz 2012'de BTWF, kuruluşun mesajını destekleyen sınırlı sayıda üretilen okula dönüş ürünlerinin satışının %25'ini -en az $1milyon- bağışlayacağını söyleyen Office Depot ile ortaklığa gitti. Kuruluşun girişimleri arasında Mart 2012'de katılımcıların "Cesaret size ne ifade ediyor?" sorusuna yanıt olarak yaptıkları poster yarışması, gençlerce açılan ve sanatçıyı turnesi boyunca takip eden zorbalık karşıtı "Born Brave Bus" ve "Born Brave" topluluğu ve okul grupları bulunmaktadır.

Gaga dünya genelindeki LGBT haklarının açık sözlü bir savunucusudur. Ana akım bir sanatçı olarak ilk başarılarının çoğunu gey hayranlarına dayandırmaktadır ve bir gey ikonu olarak değerlendirilmektedir. Kariyerinin başlarında radyoda şarkılarını çaldırmakta zorluk çektiğini belirtti ve "Benim için dönüm noktası gey topluluğuydu." dedi. The Fame albüm kitapçığında kendi çalıştığı müzik şirketi Interscope'un da birlikte iş yaptığı Manhattan merkezli bir LGBT pazarlama şirketi olan FlyLife'a teşekkür etti. İlk televizyonda gösterilen performanslarından bir Mayıs 2008'de LGBT televizyon kanalı Logo TV'de yayımlanan NewNowNext Ödülleri'nde gerçekleşti. Aynı yılın Haziran ayında San Francisco Pride etkinliğinde şarkı söyledi. The Fame yayımlandıktan sonra "Poker Face"in kendi biseksüelliği ile ilgili olduğunu açıkladı. Rolling Stone ile yaptığı bir röportajda biseksüelliğine erkek arkadaşlarının nasıl tepki verdiklerinden bahsetti ve "Kadınlardan hoşlandığım gerçeği onları korkutuyor. Rahatsız oluyorlar. 'Üçlü seks yapmaya ihtiyacım yok. Sadece seninle de mutluyum.' diyorlar." dedi. Mayıs 2009'da The Ellen DeGeneres Show'a konuk olduğunda DeGeneres'ı "kadınlara ve gey topluluğuna esin kaynağı" olduğu için övdü.

11 Ekim 2009'da National Mall'daki Ulusal Eşitlik Yürüyüşü mitingini "kariyerinin tek başına en önemli etkinliği" olarak değerlendirdi. Gaga 2010 MTV Video Müzik Ödülleri'ne "Don't ask, don't tell" (DADT) politikası yüzünden orduda açıkça hizmet veremeyen Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetleri'nin dört gey ve lezbiyen eski üyesiyle geldi. YouTube'a yüklediği üç videoda hayranlarını senatörleriyle iletişime geçip DADT politikasını kaldırtmaya çağırdı. Eylül 2010'da Portland, Maine'de Servicemembers Legal Defense Network'ün bir mitinginde konuşma yaptı. Bu etkinlikten sonra The Advocate'ın editörleri Gaga'nın Barack Obama'nın olacağına dair söz verdiği gey ve lezbiyenlerin "gerçek savunucusu" olduğu yorumunu yaptılar. Gaga Haziran 2011'de Roma'da düzenlenen Avrupa genelinde uluslararası bir LGBT etkinliği olan Europride'a katıldı. Birçok Avrupa ülkesinde gey haklarına hoşgörüsüz davranılmasını eleştirdi ve eşcinselleri "aşkın devrimcileri" olarak tanımladı.

Ad blocker interference detected!


Wikia is a free-to-use site that makes money from advertising. We have a modified experience for viewers using ad blockers

Wikia is not accessible if you’ve made further modifications. Remove the custom ad blocker rule(s) and the page will load as expected.

Also on FANDOM

Random Wiki